Dünyanın Hikayesi

Hiç size yakın bir kişiyi kaybettiniz mi ya da pişman olduğunuz bir şey yaparak utanç hissettiniz mi? Ayrıca bir terör saldırısı hakkında duyduğunuzda hiç öfke hissettiniz mi? Ölüm, utanç, haksızlık – tüm bu konular için içimizde bir ses yankılanıyor: “Böyle olmamalı!” Hem biz kötülük yaparken hem de bize karşı kötülük yapılırken, tıpkı suyun dışındaki bir balık gibi kendimizi yuvanın dışında hissediyoruz. Ama topraktaki bir balık rahatsız hissetse bile kendisini yuvada hissedeceği bir yer var; o da deniz. Aynı şekilde kötülük dolu bir dünyada rahatsız hissedersek kendimizi yuvada hissedeceğimiz bir dünya var mı? Yani ölüm, kötülük ve utanç olmayan bir yer? Kutsal Kitap diyor ki önceden dünyamız böyle yaratıldı ve içimizdeki özlemler bu muhteşem dünyanın ekolarıdır. Tıpkı bir ağacın yaşamak için karanlığa değil de güneş ışığına ihtiyacı olduğu gibi bizim de gelişmek için kötülüğe değil Allah’a ihtiyacımız var. Yukarıdaki 4 ağaç Kutsal Kitap’a göre Allah’ın hikayesini anlatıyor, yani geldiğimiz muhteşem dünyayı, şimdiki kötülükten dolayı bozulan dünyayı ve Allah’ın şu anda yenilediği dünyayı anlatıyor.

Yaşam Ağacı – Yaratılış

Allah yarattıklarına baktı ve her şeyin çok iyi olduğunu gördü” -Yaratılış 1:31

Başlangıçta Allah göğü ve yeri yarattı ve yarattığı her şey çok iyiydi. Fakat Allah insanları yarattığında, onları hayvanlardan farklı yarattı. Yani bizi kendisini yansıtmamız için özgün bir şekilde, kendi benzeyişinde yarattı. Allah kendisi gibi, insanlara da tasarlayıp yaratmak için yetenek verdi. Üstelik onun evren ile ilgilendiği gibi bizim de bütün yaratılışa bakıp ilgilenmemiz için bize eşsiz bir yetki verdi. Sonuç olarak Allah özünde şudur: Allah sevgidir (1 Yuhanna 4:8). Bundan dolayı Allah, kendisinin sevdiği gibi bizim de kendisini ve birbirimizi derin bir şekilde sevmemiz için bizi tasarladı.

Kutsal Kitap’a göre Allah’ın yarattığı ilk insanlar Adem ve Havva’ydı. Bir de Allah Aden adında güzel bir bahçe yaptı ve bu bahçeye bakıp ilgilenmeleri için Adem ve Havva’yı oraya koydu. Bu bahçede Allah’ın yarattığı her şeyin arasında, Kutsal Kitap tarafından “şalom” diye adlandırılan muhteşem bir uyum vardı. Bu şalom Allah’ın uyumlu doğasının doğal olarak dışavurumudur ve insanların birbiriyle, yaratılış ile ve Allah’la mükemmel bir ilişkiye sahip olmasını mümkün kılar. Kutsal Kitap diyor ki Adem de Havva da “çıplaktılar, henüz utanç nedir bilmiyorlardı” (Yaratılış 2:25), demek ki ikisi de tamamen savunmasız olmalarına rağmen hem Allah hem de birbirleri tarafından tamamen kabul edilip sevildiler. Utanç ve kötülük hakkında bilgisizdiler çünkü o zamana kadar Allah’ın varlığıyla yürüdüler ve onun sevgisinden başka hiçbir şey bilmiyorlardı. Her şey olması gerektiği gibiydi.

Ancak bahçenin ortasında Yaşam Ağacı diye adlandırılan özel bir ağaç vardı. Tanrı bu ağacı Aden bahçesine, Adem ve Havva’nın bu ağacın meyvesinden yiyerek sonsuza dek yaşamaları için koydu. Tanrı, onlara bahçedeki her ağacın meyvesinden yemeleri için izin verdi. Yalnızca biri dışında: İyiyle Kötüyü Bilme Ağacı. Tanrı, bu yasak olan ağacın meyvesini yedikleri gün mutlaka öleceklerini söyleyerek onları uyardı.

İyiyle Kötüyü Bilme Ağacı – Düşüş

İkisinin de gözleri açıldı. Çıplak olduklarını anladılar.” -Yaratılış 3:7

İyiyle Kötüyü Bilme Ağacı’nın meyvesi hem Allah’dan ayrı olarak hem de O’nun insanlık için tasarımının dışında yeni bir bilgi sundu. Meyvenin güzelliğiyle cezbedilerek bu bilgiyi arzulayan Adem ve Havva ayartılarak yasak meyveyi yiyip Allah’ın hayatlarındaki egemenliğini ortadan kaldırdılar. Tam bu esnada Kutsal Kitap diyor ki “ikisinin de gözleri açıldı ve çıplak olduklarını anladılar”, demek ki hayatları boyunca ilk defa utandılar. Kendilerini örtmek için hemen incir yapraklarıyla giysiler dikip Tanrı’dan saklanmaya çalıştılar. O gün Adem ve Havva yeni bir bilgi öğrendiler ama bu bilgi umdukları gibi değildi. Bu kötüyü bilme, bütün yaşayanların arasına utancı ve mücadeleyi getirdi. Bu nedenle Adam ve Havva, olanlar için hemen birbirlerini ve Allah’ı suçlamaya başladılar. O gün Adem ve Havva fiziksel olarak ölmedi ama ruhsal olarak onların içinde bir şey öldü. Bahçeden kovuldular ve yaşamın kaynağı olan Allah ile bağlantıları koptu. Günahın laneti hayatlarında yayılarak kendileri ve bütün insanlık için fiziksel ölüme bir yol açıldı.

Gerçek şu ki bazı bilgiler bilmeye değmez… Kötüyü bilme, uyuşturucuyu bilme gibi bir bilgi. Bir kişi eroin kullanmadan önce, eroin olmadan da memnun bir şekilde yaşayabilir ama bu yeni “bilgiyi” öğrenir öğrenmez uyuşturucunun kölesi haline gelir – artık onu kullanmadan yaşayamaz. Bir bağımlı genellikle uyuşturucuyu hem sever hem de ondan nefret eder. Çünkü onun kendi vücudunu yavaş yavaş öldürdüğünü fark eder; günah da böyledir. Meyvesini yediğin anda tadı güzel gelir ama yuttuktan sonra öncekinden daha boş bir his bırakır, ama yine de daha fazlasını arzularsın. Günah, Allah’tan ayrı olarak içimizdeki boşluğu doldurmaktır ve Allah’ın şalomuna dönmek için sonsuz bir arayıştır. Tıpkı aç bir insanın karnını doyurmak için başkasından ekmek çaldığı gibi, günah da, kalıcı sevinç ve amaç uğruna, ruhsal açlığımızı doyurmak için, bizi bencilliğe, kıskançlığa, iftiraya ve başkasının itibarını çalmaya yöneltiyor. Ancak bu kötü yol, Allah’ın diğerlerine odaklanan, kendini veren doğasının ve içimizde yarattığı suretin tam tersidir. Kötülük yaptığımızda Allah’ın suretini kirletiyoruz. Bu, babanızın resmine tükürmek gibi bir şey. Yani Allah’ın bize verdiği armağanı iyilik için değil de kötülük için kullandığımızda sanki Allah’ın resmine tükürüyoruz. Vücudumuz kötülük için değil Allah için yaratıldı. Doymuş bir kişi başkasının ekmeğini çalmak yerine, kendi ekmeğini başkasıyla paylaşmak ister. İşte Allah’ın yaşamı ile dolu bir kişi de böyledir. Artık doymak için başkalarından çalmanıza gerek yok; bunun yerine içinizdeki Allah’ın yaşamının doluluğu ile doğal olarak verip onları seviyorsunuz. Yaşam, günah dünyaya girmeden önce böyleydi.

Ancak kötüyü bilme, bizden bu doluluğu alıp, bize ruhsal bir boşluk ve utanç bıraktı. İnsanlar da, tıpkı Adem ve Havva’nın yaptığı gibi, kendilerini değerli hissetmek için “çıplaklıklarını” her türlü gurur ve kendi yaptıkları işler ile örtmeye çalışıyorlar. Ayrıca insanlar sık sık yaptıkları kötülüğü inkar ederek, kendilerini savunarak, başkalarını suçluyarak veya suçlarını görmezden gelerek utançlarını örtmeye çalışıyorlar. Başkalarını kandırabiliriz ama kalbimizin içini gören Allah’ı kandıramayız.

Yine de bu hikayenin sonunda, Allah, Adem ve Havva’ya merhamet ile baktığı için azıcık bir umut ışığı görürüz. Adem ve Havva incir yapraklarıyla kendi giysilerini yapmaya çalıştıktan sonra, Allah’ın kendisi, onların bu durumuna müdahale edip onlar için daha iyi bir giysi yapıyor. Onları bir hayvanın derisiyle giydiriyor (Yaratılış 3:21). Allah’ın başlangıçta Adem ve Havva’yı giydirdiği gibi, Kutsal Kitap’ta anlatılan hikayenin devamında da şunu görürüz: Utancımızı tamamen örtebilen tek giysi, Allah’ın sağladığı giysidir.

Çarmıh Ağacı – Kurtuluş

Çünkü günahın ücreti ölüm, Allah’ın armağanı ise Rabbimiz Mesih İsa’da sonsuz yaşamdır.” -Romalılar 6:23

Kutsal Kitap’ta anlatılan hikaye boyunca, insanlık Allah’a sırtını dönüyor ama Allah insanlığı hiç terk etmiyor. Allah, bir kişi, İbrahim, aracılığıyla İsrail ulusunu, bütün uluslara ışık olsun ve onlara Allah’ın yasasını vererek Allah’a dönüş yolunu göstersin diye yarattı. Allah’ın yasasının özü şudur: “Allah’ı bütün yüreğinle, bütün canınla, bütün aklınla seveceksin” ve “komşunu kendin gibi seveceksin” (Matta 22:37). Yaratıldığımız şekle dönmenin ilk adımı Allah’ı ve başkalarını gerçekten sevmektir. Ancak hiç kimse hiçbir zaman bu yasayı tamamen uygulayamadı. Çünkü günah bizi, Allah’tan ve insanlardan daha çok, başka şeyleri sevmeye yönlendiriyor; böyleyce kötülük dünyada var olmaya devam ediyor. Allah İsrail’e kendi yolunu öğretmek için birçok peygamberler gönderdi ama bu, dünyanın esas problemi olan insanların yüreğindeki günahı tamamen ortadan kaldıramadı. Bu nedenle Kutsal Kitap boyunca Allah sürekli, nihai bir kurtarıcı (Mesih) göndereceğine söz verdi. Bu Mesih, insanları günahlarından kurtaracak (Yeşaya 53) ve dünyayı temelli yenileyecekti. Ama bu kadar büyük bir görevi tamamlamak, bir insandan ve bir peygamberden daha fazlası olmayı gerektirir. Bunu ancak Allah’ın kendisi yapabilir (Yeşaya 9:6-7).

Yıllar sonra (yaklaşık M.Ö. 4) Allah İsa Mesih’i dünyaya göndererek sözünü yerine getirdi. Allah’ın oğlu olarak İsa’nın, (Luka 1:35) insanların günahlarını bağışlama (Luka 5:24), insanlara yaşam verme ve ölüleri diriltme yetkisi vardı (Yuhanna 5:21). Ayrıca tamamen insan olarak, insanların işlediği günahların cezasını, Allah’ın önünde yüklenebiliyordu (İbranice 5:21). Öyle ki İsa kusursuz bir köprü olarak insanlığı Allah’la barıştırdı (2 Korintliler 5:21).

Hiç kimse, güçlü bir kralın, kötülük yapan bir sabıkalının, sarayına girmesine izin vereceğini düşünmez; o halde evrenin kralının buna izin vermeyeceği çok daha kesin değil midir? Eğer Kral’ın oğlu, sabıkalı ile arkadaş olup, onu bağışlayıp kabul etseydi, bu kral, oğlunu çok sevdiği için sabıkalıyı evine kabul edebilirdi. Aynı şekilde Allah da bize kendi oğlunu, İsa’yı, verdi. Öyle ki her kim ona iman ederse Allah tarafından kabul edilir (Yuhanna 3:16). Allah, yaptığımız iyi şeylerden dolayı değil, kendi oğlunu çok sevdiği için bizi kabul ediyor. Bu yüzden İsa Mesih ile olan ilişkimiz aracılığıyla, Allah’la yenilenmiş bir ilişkimiz olabilir.

İsa, hastalara şifa vermesine, insanlara Allah’ın sevgi yolunu öğretmesine ve Allah’a itaat ederek kusursuz bir şekilde yaşamasına rağmen yine de dinsel yetkililer tarafından reddedilip, ölüme mahkum edildi. Onu dövüp kamçıladılar ve çarmıha gerdiler. Tıpkı Adem’in bahçede yaptığı gibi, insanlık bir kez daha Allah’ı reddetti. Ancak bu sefer Allah, Oğlu’nu ölüme götüren insanlığın iğrenç günahını aldı ve bunu dünyaya yaşam veren güzel bir kurbana dönüştürdü. Bu kurban günahlarımızın bağışlanmasını sağladı ve kalbimizdeki günahın gücünü temelli ortadan kaldırdı. İsa çarmıhtayken, bizim için yaptığı işi anlatan şu sözleri söyledi:

Baba, onları bağışla çünkü ne yaptıklarını bilmiyorlar” (Luka 23:34) – İsa çarmıhtayken, kendisini çarmıha geren kişilere baktı ve bağışlanmaları için Allah’a dua etti… Kutsal Kitap, “Allah sevgidir” deyince sadece samimi bir arkadaşa veya aile üyelerinden birine duyulan sıcak bir histen bahsetmiyor. Allah’ın sevgisi; düşmanlarına şefkat ile yaklaşan, sevilmeyenleri seven, yüzüne tüküren kişileri bağışlayan bir sevgidir. Bizim sevgimizin sınırları vardır ama Allah’ın sevgisi sınırsızdır. Kendisine karşı yapılan kötülük, onun sevgisini yok edemez, hatta bunun da ötesinde, düşmanları ailesi olsun diye düşmanları için kendi oğlunu çarmıha gönderdi. Aynı şekilde şimdi bile Allah, İsa’ya güvenen her kişiye, artık Allah’ın düşmanları değil de sevgili çocukları olsunlar diye, bağışlanma imkanı sunuyor.

Allah’ım, Allah’ım, neden beni terk ettin?” (Matta 27:46) – Muhtemelen İsa’nın çarmıhtaki en zor anı, çivinin ellerini deldiği an değil, günahlarımızın lanetinin ona yüklendiği ve babası tarafından terk edilmiş hissettiği andı. Adem’in bahçede günah işleyip Allah tarafından reddedildiğinde hissettiklerini, şimdi İsa tecrübe ediyordu. Böylece Adem ve bütün iman edenler yeniden Allah tarafından kabul edilebilir. İsa, çarmıhta Allah tarafından bizim yerimize terk edildi, öyle ki İsa’nın Allah’la çok yakın olan ilişkisine biz de sahip olabiliriz. Yani İsa sayesinde Allah kendi oğlunu sevdiği gibi bizi de çok seviyor (Yuhanna 17:23).

Sen bugün benimle birlikte cennette olacaksın” (Luka 23:43) – İsa’nın yaşadığı son saatlerde, onun yanında çarmıha gerilmiş olan bir hırsız, O’na iman ederek şöyle söyledi: “Ey İsa, kendi egemenliğine girdiğinde beni an.” İsa hırsıza şu sözü verdi: “bugün benimle birlikte cennette olacaksın.” İsa bu adama sonsuz yaşam vaat etti. Ama bu adamın kim olduğunu hatırlayın: iyi bir adam değildi aksine günahlı yaşamından dolayı yargılanan ve mahkum edilen bir hırsızdı. İsa onu, iyi bir adam olduğu için değil ama İsa’nın kim olduğunu bildiği ve O’na güvendiği için bağışladı ve ona sonsuz yaşam verdi. Neticede hepimiz çarmıhtaki bu hırsız gibi, günahlarımızdan dolayı ölüp yargılanacağız. Ama şu anda bile İsa, kendi adını her çağırana, en kötü günahkara bile, sonsuz yaşam vaat ediyor. İsa, yeterince iyi olan insanların cennete girmeleri için, onları kurtarmaya gelmedi. O cennete girmeyi hak etmeyen kötü kişileri kurtarmaya geldi. Ve İsa, dünyanın kurtarıcısı olarak günahkarların cezasını yüklenebilecek ve onların günahlarını tamamen bağışlayabilecek güçtedir.

Bahçedeki Adem ve Havva gibi, biz de utancımızı örtmek için kendimize giysi yapmaya çalışıyoruz. Biz günahımızı iyi şeyler yaparak, oruç tutarak, dua ederek, zekat vererek örtmeye çalışıyoruz ama bu zavallı “giysiler” in hiçbiri Allah’ın önünde utancımızı örtemez. Yalnızca İsa’nın yaptığı mükemmel iş, bu utancı ortadan kaldırabilir. Allah Adem ve Havva’yı bahçede nasıl giydirdiyse, bizi de o şekilde, çarmıhta, günahımızın “çıplaklığını” kendi oğlunun doğruluğuyla örterek giydirdi.

Yeni Yaşam Ağacı – Yenileme

Onların gözlerinden bütün yaşları silecek. Artık ölüm olmayacak. Artık ne yas, ne ağlayış, ne de ıstırap olacak. Çünkü önceki düzen ortadan kalktı. Tahtta oturan, “İşte her şeyi yeniliyorum” dedi” -Vahiy 21:4-5

Tıpkı Adem aracılığıyla bütün insanlara fiziksel ve ruhsal ölüm geldiği gibi şimdi de İsa aracılığıyla bize sonsuz yaşam geldi. İsa, çarmıhta öldükten üç gün sonra ölümden dirilerek, O’na iman eden herkes için ölümün gücünü yendi. İsa’ya iman edenlerin artık, onun dirilişiyle çok yakın bir bağı var. Yani İsa’nın kendisi diyor ki “ben yaşadığım için siz de yaşayacaksınız” (Yuhanna 14:19). Üstelik, İsa’da olan kişilerin artık ölümden korkmalarına gerek yok. Çünkü İsa bize şu şekilde söz verir: “Diriliş ve yaşam Ben’im. Bana iman eden kişi ölse de yaşayacaktır. Yaşayan ve bana iman eden asla ölmeyecek” (Yuhanna 11:25-26).

İsa sonsuz yaşamdan bahsettiğinde, bunu sadece fiziksel olarak sonsuza dek yaşamak anlamında söylemedi. Zaten sonsuza kadar günahın lanetinin altında yaşamak, gerçek yaşam değildir, sonsuz ıstıraptır. Kutsal Kitapta bahsedilen sonsuz yaşamın anlamı çok daha derin. İsa bunu şöyle açıklıyor: “Sonsuz yaşam, tek gerçek Allah olan seni ve gönderdiğin İsa Mesih’i tanımalarıdır” (Yuhanna 17:3). Sonsuz yaşam, yaşamın kaynağı olan Allah’la yeni bir ilişki kurulduğunda başlıyor. Ve bu andan itibaren, Allah tarafından içinize dikilen ve asla yok edilemeyen bir tohum gibi, bu sonsuz yaşam, hayatınızın her alanını değiştirerek Allah’ın suretinde yaşamanızı mümkün kılıyor. Fiziksel olarak öldükten sonra, günahtan dolayı ölseniz bile, içinizde yaşayan bu tohum, (yani tamamen yenilenmiş olan siz) Allah’la cennette yaşamaya devam edecek.

Allah’ın, kendi suretinde bizi yenileyerek içimizde başlatmış olduğu mucizevi iş, İsa’nın geleceğini vaat ettiği Kutsal Ruh aracılığıyla gerçekleştiriliyor. İsa, bu armağanın sonsuza dek bizimle olacağına dair bize söz verdi (Yuhanna 14:6). Kutsal Ruh, bize yaşam veren (Romalılar 8:11), Allah ile aramızda güçlü bir bağ kurmamızı sağlayan (Romalılar 8:16), günahı yenmemize yardım eden (Romalılar 8:13) ve iman eden kişilerde yaşayarak onların kalplerini İsa’nın suretine dönüştüren Allah’ın kendi ruhudur. Bu sayede bu kişiler İsa’nın kendini feda eden sevgisini yaşam biçimi haline getirip onu takip ediyorlar (Romalılar 8:29). Çarmıhta, İsa aracılığıyla bize bağışlama ve yaşam getirildiği gibi, şu anda da bu bozulmuş dünyaya Kutsal Ruh aracılığıyla, insanların kalpleri birer birer değiştirilerek “şalom” getiriliyor. İsa’ya ilk iman edenlerin bazıları, Kutsal Ruh tarafından öylesine değiştirildi ki, aralarında yardıma ihtiyacı olan birilerini gördüklerinde, yardım etmek için, sahip oldukları evleri ve toprakları satıp onlara verdiler (Elçilerin İşleri 4:32-35). Böylece onlar İsa gibi davranıyorlardı. Çünkü İsa, Allah’ın oğlu olarak zengin olduğu halde bizim uğrumuza yoksul oldu (2 Korintliler 8:9). Eğer bir kişi Allah’ın sevgisinin ne demek olduğunu gerçekten bilirse, başkalarını doğal olarak Allah’ın sevdiği gibi sevmeye başlar.

Bu dünya, günah yüzünden bozulmaya devam ettiği halde, Allah’ın dünyayı kendi doğruluğuyla yargılacağı ve dünyaya şalomu tamamen geri getireceği gün gelecek. Günah içinde ve Allah’tan ayrı olarak yaşamayı sevenler, arzularının meyvesine teslim edilecekler. Yani Allah’ın varlığından ve sonuç olarak Allah’ın bu dünyadaki zevk aldığımız bereketlerinden sonsuz ayrılığı tecrübe edecekler ve maalesef bu durum, kendi günahları yüzünden sonsuz bir yıkım ile sonuçlanacak (Vahiy 20:11-15). Öte yandan, günahlarını itiraf edip, tövbe edenler ve İsa’nın bizim için dökülen kanı aracılığıyla Allah’ın sonsuz yaşam armağanını alanlar, İsa’nın yaptığı işin meyvesini teslim alacaklar. Yani İsa’nın son bulmayan yaşamı bize verilecek (Yuhanna 3:16-21). Onlar Aden Bahçesi’nin şalom’una kavuşturulacaklar. Aslında bu sefer, çok daha güzel bir bahçeye kavuşturulacaklar, yani yeni dünyaya ve yeni cennete (Vahiy 21:1). Kutsal Kitap diyor ki cennette yeni bir yaşam ağacı olacak ve “bu ağacın yaprakları uluslara şifa vermek içindir” (Vahiy 22:2). O zaman bütün yanlışlar tamamen düzeltilecek. Kötülük, ölüm, utanç olmayan bir dünya gelecek ve ilk bahçede olduğu gibi Allah, halkıyla yüz yüze ve çok yakın bir ilişki içinde sonsuza dek yaşayacak. Allah’ın verdiği bu ücretsiz armağan, günahtan dönen ve sonsuz yaşam için İsa’ya iman eden herkes içindir. Şu anda bile İsa bize şöyle sesleniyor: “Gel! Susayan gelsin. Dileyen, yaşam suyundan karşılıksız alsın” (Vahiy 22:17).

Dünyanın Hikayesi” için 12 yorum

      1. Allah gavurları ve halifesiz münafıkları sevmiyorum diyor kuranda..sen Allah adına konuşma yetkisini kimden aldın

        Beğen

      2. İsa Mesih’in sözlerin yetkisinden “Allah sizi seviyor” diye söylüyorum…

        “Çünkü Tanrı dünyayı o kadar çok sevdi ki, biricik Oğlu’nu verdi. Öyle ki, O’na iman edenlerin hiçbiri mahvolmasın, hepsi sonsuz yaşama kavuşsun.“
        ‭‭Yuhanna‬ ‭3:16‬

        Beğen

      3. Allahın sevmiyorum dediklerine Allah sizi seviyor diye niye kandırıyorsun

        Beğen

      4. Ali imran 32 De ki: Allah’a ve Resûlü’ne itaat edin. Eğer yüz çevirirlerse bilsinler ki Allah kafirleri sevmez.

        Beğen

  1. Nisa 107 Kendilerine hıyanet edenleri savunma; çünkü Allah hainliği meslek edinmiş günahkarları sevmez.

    Beğen

  2. Ali imran 32 De ki: Allah’a ve Resûlü’ne itaat edin. Eğer yüz çevirirlerse bilsinler ki Allah kafirleri HZ. MUHAMMEDİN PEYGAMBERLİĞİNE İNANMAYAN YAHUDİ VE HRİSTİYANLARI sevmez.

    Beğen

  3. ““ ‘Komşunu seveceksin, düşmanından nefret edeceksin’ dendiğini duydunuz. Ama ben size diyorum ki, düşmanlarınızı sevin, size zulmedenler için dua edin. Öyle ki, göklerdeki Babanız’ın oğulları olasınız. Çünkü O, güneşini hem kötülerin hem iyilerin üzerine doğdurur; yağmurunu hem doğruların hem eğrilerin üzerine yağdırır.”
    ‭‭MATTA‬ ‭5:43-45‬

    Beğen

  4. Kuran diyor ki dünyanın sonunda İsa’nın geri gelip dünyayı yarılayacak. İsa’nın yukarıdaki söylediklerine göre O’nun yargıladığını zaman nasıl olacak sizin için kardeşim?

    Beğen

  5. geri zekalı Allahın çocuğu yoktur diyen kuran.hangi ayet diyor islam düşmanınısev diye…o sözler hristiyanların isa söyledi diye uydurduğu yalanlar. sen yalanları öğrenmişsin din diye

    Beğen

Sığınak için bir cevap yazın Cevabı iptal et